Yorum Yapılmamış 26 Views

Londra’dan İstanbul’a İnanılmaz Bir Sümer Yolculuğu

dsc04145

Genç akademisyen Jana Matuszak Akpınar’ın dünyanın birçok şehrindeki Sümer tabletlerini deşifre ettiği doktora tezi, M.Ö. 1800’lerde kadının toplumdaki yeriyle ilgili daha önce hiç bilinmeyen bilgiler ortaya çıkardı, birçok ödüle layık görüldü.

Jana Matuszak Akpınar, Sümeroloji konusunda çalışmalar yapan bir Alman akademisyen. Son derece ilginç bir kariyeri var. Bildiği dillerin farklılığı ise hayrete düşürecek türden. Sümerce’nin yanı sıra Akadca ve Hititçe biliyor. Jana Matuszak Akpınar’ın en önemli destekçisi kendisi gibi akademisyen olan, İslam Araştırmaları üzerine çalışmalar yürüten eşi Mehmetcan Akpınar. Jana Matuszak Akpınar’ın Sümerler üzerinde hazırladığı doktora tezi hem Avrupa hem de Amerika’da büyük yankı uyandırdı; zira bu çalışma ile birlikte yazının mucidi, ilk uygarlık kabul edilen Sümerler’de kadının toplum hayatındaki yeri gün ışığına çıkıyor. İki kadın arasında geçen bu münazara aynı zamanda ilk tiyatro eseri olma özelliğini de ihtiva ediyor. SOAS University of London’da ders veren Jana Matuszak Akpınar ile Sümerleri keşfe çıktığımız keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Doktora tezinizde Sümerler hakkında gizli kalmış pek çok bilgi elde ettiniz. Çalışmanız ne zaman başladı ve bu konu üzerinde çalışmaya nasıl karar verdiniz?
dsc041982009 yılında Tübingen Üniversitesi’nde doktora tez hocam Konrad Volk tavsiye etti. Lisans eğitimimin ikinci yılındaydı. 2014’te bu çalışmama başladım. Ama çalışmaya
başlamadan önce uzun zamandır konu üzerinde düşünüyordum ve yüksek lisans tez konum da buna yakın bir konuydu. Tezimin başlığı metnin kendisinden bir alıntı:“Ve
Sen? Sen Bir Kadınsın?”. İki kadın arasındaki Sümerce edebi münazaralar hakkında bir çalışma.

Bu tez için kaç tablet topladınız?
Dünyanın farklı müzelerinde 61 adet tablete baktım ve tüm parçalarını bir araya getirerek toplamı 230 satıra varan kaybolmuş bir metni yeniden inşa ettim. Tabletlerden 13 tanesi İstanbul’daki Arkeoloji Müzesi’nden. Diğerleri Londra, Paris, Berlin, Chicago, Philadelphia, Jena, Oslo ve Bağdat’taydı. Üzerinde çalıştığım tabletlerin çoğunluğu ve en önemlileri Nippur antik şehrinde yapılan kazılardan elde ediliyor ve bu tabletlerin neredeyse yarısı İstanbul’da. Başlangıç noktam Londra’daki British Museum oldu, son nokta da İstanbul.

Arkeoloji dünyasını heyecanlandıran bu tabletlerdeki hikâye bize ne anlatıyor?
sumer-tablet-1Benim okuduğum tabletler M.Ö. 1800’lerden geliyor. Sümerce bu dönemden bir-iki yüzyıl önce ölü bir dil haline gelmişti. Dönemin ana dili Akadca ancak Sümerce hâlâ yazılı bir dil olarak kullanılıyor. Bu yıllarda Sümerce sadece üst düzey entelektüellerin anlayabildiği bir dil. Bu zamana kadarki metinlerde bitkilerin, hayvanların, mevsimlerin kendi aralarındaki tartışmaları vardı. Ama ilk kez Sümerce tabletlerde normal insanlara, yani kadınlara rastlıyoruz. İki kadın arasında bir münazara bu metin. Kendi aralarında hangisi daha iyi bir ev kadını, eş; bunun tartışmasını yapıyorlar. Bu metinde kadınların günlük hayattaki yeri, sorumlulukları, toplumdaki yerleri, aynı zamanda
o dönemin toplumsal değerleri anlatılıyor. Bu tabletlerde yazılı olanlar üçüncü şahıs anlatımı olan bir hikâye değil, doğrudan diyalogların olduğu çok canlı bir metin. Mahkemeye konu taşındığı zaman herkes kendini hararetli bir şekilde savunmaya çalışıyor. Arada mahkemeyi yöneten hâkim müdahil oluyor. Metnin çok canlı ve
hararetli bir dil yapısı var. Bu kadar canlı bir metin olduğu ve sadece diyaloglar üzerine kurulduğu için bunun esasında bir tiyatro oyunu gibi oynanmış olacağına dair bazı göstergeler var. Muazzez İlmiye Çığ ve Samuel Noah Kramer benim çalıştığım birçok tabletin ilk çizimlerini yayınlayan kişiler. Bu çizimlerin bazılarını tercüme ettim. İstanbul’da ayrıca küçük notlar buldum, büyük olasılıkla bunlar Muazzez İlmiye Çığ’ın kendi için aldığı notlar. 7 Mayıs 1973 tarihli “Sümerce hukuki mukavele örneğine pek benzemiyor. Fakat kanun da olamaz ki” diye bir not düşmüş.

dsc04212Bulduğunuz bu metinler akademik çevrelerce nasıl karşılandı?
Şu an henüz yayınlanmadı ama buna rağmen birçok meslektaşım okumak için benden talepte bulunuyorlar. İlk defa bu metinde Sümer kadınlarının hayatına dair bilgiler karşımıza çıkmış oluyor. O yüzden bu iki kadın arasındaki münazara nevi şahsına münhasır, özel bir metin. İki adet tez ödülü aldı doktora çalışmam. İlk aldığı ödül, tüm Eski Yakın Doğu dilleri üzerine; Sümeroloji, Hititoloji, Akadca çalışmaları ve Yakın Doğu Arkeolojisi alanında 2018 yılındaki hem Amerika hem Avrupa’da yapılmış tezler arasında Uluslarası Asuroloji Kuruluşu’nun (IAA) (=The International Association for Assyriology) en iyi tez ödülü. Bu ödül yılda sadece bir teze veriliyor. İkinci ödül, Studienstiftung des deutschen Volkes Johannes Zilkens – Promotionspreis Almanya’nın en prestijli, başarılı öğrencilere burs sağlayan bir vakfın açmış olduğu bir tez ödülü. Bu tez ödülüne sadece İnsani ve Sosyal Bilimler alanında en yüksek notu almış olan öğrenciler başvurabiliyor. Bunun içerisinde siyaset bilimi, tarih, sosyoloji ve felsefe gibi branşlar var. Eski Yakın Doğu dillerine dair yapılmış bir tez ilk kez bu ödülü alıyor.

SUNTIMES HAZİRAN SAYISI

 

Yorum Bırakın

İlgili Yazılar