Yorum Yapılmamış 21 Views

Behzat Uygur: Aile Mirasımız Sanat

portre-3

Baba Nejat Uygur’la başlayan tiyatro serüveni önce kendi oğullarına, oğullarından da üçüncü kuşağa layıkıyla aktarılır. Beş erkek çocuktan kimisi mutfağında kimisi sanat yönetmenliğinde görev alarak aile mesleğini sürdürür. Bugün Uygur Tiyatrosu’nu daha göz önünde olan Süheyl ve Behzat kardeşler sürdürüyor. Bu ikiliden Babalar Günü’ne özel konuğumuz Nejat ve Necla Uygur çiftinin beş erkek oğlundan en küçüğü Behzat Uygur. Kendisi ile tiyatroyu, babası Nejat Uygur’u, oğulları Jr. Behzat ve Jr. Nejat’ı konuştuğumuz hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Süha Uygur, Süheyl Uygur ve siz tiyatrocusunuz biliyoruz. Diğer iki abiniz de tiyatroyla ilgileniyor mu? Ailede herkes tiyatrocu mu?

Abim Süha Uygur Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği görevini sürdürüyor. Hepimiz tiyatroyla ilgilendik aslında; kimimiz daha fazla kimimiz daha az. Ama tiyatronun tozunu yutmayan, o sahne heyecanını tatmayan aile üyemiz yok. Çocukluk dönemimizde hepimizin tiyatroda bir görevi vardı. Minder satmaktan gişede durmaya, kulis temizliğinden kuliste çalışanlara çay vermeye hatta zaman zaman rol almaya kadar hepimizin tiyatroda bir görevi oldu. Şu anda faal olarak yapan, sahnede olan ben ve Süheyl.

Tiyatro aşkının kökeni kime dayanıyor?

563cb01d0f25441550d1c901Profesyonel anlamda babamla başlıyor tiyatro. Ancak daha yakınlarda kaybettik usta müzisyen Şevket Uğurluer baba tarafından akrabamızdır. Ailede sanata hep bir yakınlık var. Dünya çapında tanınan, New York’ta yaşayan beyin cerrahı olan Zeki amcam da (Dr. Zeki Uygur) ressamdı aynı zamanda. Babam da ressamdı. Aile olarak sanata genetiksel bir yatkınlığımız var diyebilirim.

Büyük oğlunuz sizin, küçük oğlunuz dedesinin ismini taşıyor. Nejat Bey sizin gibi tiyatro ve oyunculuğu seçti. Büyük oğlunuz Behzat Bey neler yapıyor?

Behzat Sinema-TV alanında eğitim aldı. İki tane albüm yaptı. Müzikle uğraşıyor, yönetmenlik yapıyor, klip çekiyor şimdilerde. Behzat’ın oyunculuğa bir ilgisi yok ama tiyatromuzda aynen bizim babamızın tiyatrosunda olduğu gibi bütün görevleri yaptı. Bilet sattı, kuliste görev aldı. Daha sonra idari işlerde de görev aldı. Çok küçük yaşlarda televizyondaki oyunlarda rol aldı. Tiyatromuzun afiş tasarımlarını hazırlıyor. Ama onun tercihi, kendi işi olan yönetmenlik oldu. Babam bize tiyatrocu olmamız yönünde bir zorlama yapmadı. Ben de aynı şekilde özgür bıraktım.

Küçük oğlunuz Nejat gerek tiyatroda gerekse dizi oyunculuğunda gayet başarılı. Performansını nasıl buluyorsunuz?

Nejat TED Koleji mezunu. Liseyi bitirdikten sonra yapacağı meslekle ilgili olarak üniversite eğitiminin yeterli olmadığına inanarak tiyatronun içinde bulunmam daha doğru olur dedi. Alaylı oyuncu olmaya karar verdi. Doğduğu andan itibaren kuliste olan bir çocuk. Oğlum diye söylemiyorum Nejat’ın oyunculuğu gerçekten çok iyi ve önü çok açık. Dededen ona geçen çok fazla özellik var. Bu yeteneğini de doğru kullanıyor. Oyunumuz “Hasta Etme Adamı”nda bizimle oynuyor Nejat. Küçük bir rolü olmasına rağmen girdiği sahnelerde hemen göze çarpıyor. Zaten oyunculukta böyle bir şeydir; seyircinin sizi sevdiğini hissederseniz başarı kaçınılmaz olur. Nejat da izleyicilerin onu sevdiğinin farkında. Onun için ön planda olan tiyatro; diziyi ikinci iş olarak düşünüyor.

Malum babalar günü için bir araya geldik. Her daim güldüren ve gülen bir insan olarak gördük ve öyle tanıyoruz Nejat Uygur’u. Bizim görmediğimiz arka planda nasıl bir babaydı?

resimBabam otoriter bir kişiliğe sahipti. Evde de işinde de çok disiplinliydi. Bu çocuklarımla araya çok büyük mesafeler koyacağım demek değildi. Biz yeri geldiğinde birbirine fıkralar anlatır, şakalar yapar, evde hep birlikte eğlenirdik. Birlikte oturup sohbet eden, eğlenen bir aile ilişkimiz vardı. Ama biz de duracağımız yeri çok iyi bilirdik. Annem ve babamla siz diye konuşurduk. Bunu annem ve babam tembih etmedi. Öyle gördük onlardan. Bu arada mesafe olduğundan değil. Şimdiki kuşak bizimkiler siz diye hitap etmiyor ama şunu biliyorlar esas olan saygı davranış biçimindedir.

Babanızdan neler aktardınız çocuklarınıza? Kendi çocukluğunuzda eksikliğini, yanlışlığını gördüğünüz ya da örnek aldığınız neleri sundunuz?

Nejat Uygur bizim sadece babamız değil, ustamızdı. Biz ustamızdan inandığımız şeylerden vazgeçmemeyi, doğrunun peşinden koşmayı, meslekte başarılı olmayı ama bunlardan daha önemlisi düzgün insan olabilmeyi, hak yememeyi öğrendik. Bütün bunları baban bize anlatmadı, ondan gördük ve uyguladık.

Siz kendi çocuklarınıza aktarırken daha çok hangi vasıfları öne çıkardınız?

İnsan olabilmek her şeyden çok önemli. Üniversiteler bitirmiş olabilirsiniz, sanatınızda çok başarılı olmuş olabilirsiniz. Ancak vicdanî yönlerinizde, insanlığınızda eksiklik varsa, hayattaki gerçek değerlere ulaşamıyorsanız bu başarı benim için bir hiçtir. Benim de çocuklarımda gördüğüm en önemli özellik; vicdanlarıyla, insanî duygularıyla, yardımseverlikleriyle, paylaşımcılıklarıyla “insan” olabilen çocuklar. Gerisi benim için çok da önemli değil.

 

ONURAIR HAZİRAN

Yorum Bırakın

İlgili Yazılar