Yorum Yapılmamış 5 Views

Batuhan Ekşi: Sadece Yeteneklerini Değil; Ruhunu ve Kalbini de Eğit…

batu3

1990 doğumlu Batuhan Ekşi, Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü mezunu. Bir dönemin en çok izlenilen dizisi “Sihirli Annem” ile meslek hayatına başlayıp izlenme rekorları kıran “Medcezir” dizisi ile hafızalarda yer eden oyuncu, şu sıralar “Kardeş Çocukları” dizisinde ekranlarda. “Sadece yeteneklerini değil; ruhunu ve kalbini de eğit…” diyen, sağlam adımlarla ayakları yere basan Batuhan Ekşi ile dünü, bugünü ve yarını üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Çocukluk yıllarınızdan beri oyunculuğa ilginiz olduğunu biliyoruz. Bu ilgi nasıl başladı? Aileniz kariyerinizle ilgili bu kararınızı nasıl karşıladı?

4’üncü sınıftayken okula gelen tiyatro ekibiyle başlamıştı. Bir oyun için seçmeler vardı ve ben de katılmıştım. “Ne yeteneğin var bakalım?” diye sorduklarında taklit yapabiliyorum deyip görmek istediklerinde hiçbir şey yapamamıştım. Ne kadar utangaç biri olduğumu o gün anlamıştım. Başarısızlıkla başladı oyunculuk aşkım. Aile bu işte gerçekten önemli bir faktör çünkü desteğiyle ya da kösteğiyle gidişatınızı etkiliyorlar. Ailem sağ olsun her zaman arkamda oldu ve motivasyonumu hep yüksek tuttu. İçi kıpır kıpır olan, sahneye gönül vermiş bütün çocukların aileleri onların önünü açmalı bence. İnsan sevdiği işi yapınca hayata çok daha farklı bakıyor çünkü.

Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yanı sıra Akademi 35,5’ta mesleğin duayenlerinden Vahide Perçin’den eğitim aldınız. Bu eğitimleriniz esnasında aklınızın bir köşesine kazıdığınız, altını fosforlu kalemlerle çizdiğiniz notlarınız nelerdir?

Sadece iş için değil insanın ruhunu da kalbini de eğitmesi gerekiyor. Hepsi bir bütün halde geliştiği zaman kişiye çok güçlü bir vizyon katıyor. Vahide hocamın yanında öğrendiğim misyonlardan birisi bu. Çok iyi oynamak, çok yetenekli olmak, iyi bir kalbe sahip olduğunuz zaman size çok şey kazandırır, aksi taktirde kalıcılık sorgulanabilir. Bir de hiç unutmam, bir gün çok haklı bir azar yemişti sınıfımız; kendini derse vermeyen, aklı dışarıda olan, sadece laf olsun diye sahneye çıkmaya çalışan kişilere; “O mükemmel hayatlarınızı dışarıda bırakın buraya gelirken!” demişti. Sahne başka bir yer; ilgiyi, sevgiyi göstermek gerekir ki sahne de size göstersin.

İlk ‘Sihirli Annem’ dizisiyle oyunculuğa adım attınız ancak sizi “Medcezir” dizisindeki Doruk karakteri ile daha çok tanıdık. Kariyerinizin dönüm noktası bu diziydi diyebilir miyiz? Ve bu başarıyı siz neye bağlıyorsunuz?

“Sihirli Annem” dizisini hiç unutamam, çocukken severek izlerdim ve bir gün içinde yer alacağımı hiç tahmin etmezdim. Aslında bir bölümlük bir konu olacakken, yaptığımız işle bir bölüm daha dahil olmuştuk. İçinde bulunduğum her projenin benim için yeri, kıymeti çok ayrı ama evet Medcezir bambaşkadır. Altınköylü gençlerin hayatının mükemmel işlenişi, yaşları birbirine yakın bir grup genç kadın-erkek, hayat dolu bir set. Bana çok güzel dostluklar ve saygınlık kattı Medcezir. Oyuncuları, konusu, işlenişi, dramaturjisi ile ince elenip sık dokunmuş bir işti.

Oyunculuk ekip çalışmasının öne çıktığı mesleklerden biri. Ekip içinde saatin nasıl geçtiğini anlamadığınız, en zevk aldığınız projeniz hangisiydi?

“Oyunculuğun %90’ı beklemektir.” derdi çok sevdiğim, saygı duyduğum bir ustam. Gerçekten de öyle. Bazen saatlerinizi oturarak, bekleyerek ya da bir şeylerle oyalanarak geçirdiğiniz oluyor sette; hatta çoğu zaman böyle geçiyor. İçinde bulunduğum her projenin tadı başkaydı. Birinde birbirinden müthiş çok sayıda genç insan, diğerinde dışardan tanıyor olduğunuz çok yakın bir dostunuz. Bir diğerinde de öncesinde hayranlıkla izleyip daha sonra birden o kişiyle et tırnak gibi olmanız. Her setin bana yaşattıkları başka. Şu an “Kardeş Çocukları” dizisinde zevkle işime devam ediyorum ve ekibimi, arkadaşlarımı seviyorum.

Bugüne kadar sizi dizilerde seyrettik. Tiyatro ve sinema projeleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdirBu zamana kadar hep dram projelerde yer aldım. dsc_9241Elbette bir komedi oynamayı çok istiyorum, absürt bir karakteri; belki bir serseri, belki uçarı bir adam. Çok uçlarda bir karakter ama… Tamamen bana ve fikirlerime bırakılacak. Sinema projeleri geliyor sürekli ancak hep dizi set zamanımla çakıştığı için gerçekleştiremedim henüz.

Her meslek gibi oyunculuk da sürekli kendini yenileme ve geliştirme ister. Kendinizi geliştirmek, ustalık seviyesine ulaşabilmek için neler yapıyorsunuz?

Biliyorsunuz oyunculuk taklit ve gözlem üzerine işler. Canlandırdığınız karakterler; o ruhu, o bedeni taklit ederek ortaya çıkar. İçine ruh ve kendi duygularınızı eklediğiniz zaman tam oluşumunu tamamlar. Oyunculuk pek çok meslek gibi öğrenmenin asla bitmediği bir dal. Oturduğunuz bir kafede, sokakta hatta evde bile yaşadığınız her şeyden bir karakter yaratabilirsiniz. Hissetmek çok önemli, ustalaşmak için gerçekten hislerinizi yoğun yaşamanız gerekiyor. Yoksa inandırıcılık eksik kalır. Çok okuyup çok izliyorum.

Hedefsiz bir yaşam düşünülemez elbet. Peki, Batuhan Ekşi’nin kısa ve uzun vadedeki hedefleri nelerdir?

Oyunculuk elbette doyumsuz bir meslek. Çünkü canlandırabileceğiniz karakterler sınırsız… Ama hayatınıza yeni heyecanlar neden katmayasınız ki? Ben oynamanın yanı sıra yazmak ve çekmek istiyorum. Şimdiden küçük küçük notlar tutmaya başladım. O kadar heyecanlı ki… Tamamen kendi hayal gücünüzle, hayal dünyanızda kendi karakterlerinizi yaratmak, kurgulamak. Karakterlerin birbirleriyle ilişkileri, birbirlerinden neden nefret ettikleri, neden sevdikleri, geçmişleri ve gelecekleri… Bu karakterleri profesyonel ellere teslim edip onlar oynarken bunları bizzat kendi gözümle çekmek en büyük hayalim.

Yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Kendinize ayırdığınız zamanlarda en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

brss6013Kendime bakmaya çalışıyorum; spor vazgeçilmezim, spora gitmek, sevdiğim insanlara zaman ayırmak. Kendi ruhuma zaman ayırmayı çok seviyorum. Müzik olmazsa olmazım, doğru notaları bulduğunuz zaman hayatınız o şarkı boyunca bambaşka yerlere gidiyor.

Hayata kısa bir mola dediğiniz zamanlarda nereye kaçmayı tercih ediyorsunuz?

Ah, en sevdiğim soru… Tam bir Paris hayranıyımdır. Küçük kaçamaklar, hafta sonları bazen bir günlük dahi olsa gitmeyi en sevdiğim yer. Paris’i bilen bilir; bambaşka bir ruh, atmosfer… Sokaklarında kaybolmak, gerçi kaybola kaybola baya iyi öğrendim artık. Eğer o kadar uzaklara gidemiyorsam, sahil kenarına inip kulaklığımı takip güneşin deniz üzerinde yansımasını izlerken kahvemi yudumlamak en büyük favorim.

 

ONURAIR NİSAN SAYISI

Yorum Bırakın

İlgili Yazılar